Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Safranbolu İlçe Başkanı Ata Aksoy, Türkiye’de bazı yatırım fonlarında yaşanan olağan dışı fiyat hareketlerini ve yatırımcıların karşı karşıya kaldığı kayıpları gündeme taşıdı.
Fonlarda yüksek kazançların elde edildiği dönemlerde denetim mekanizmalarının nasıl işletildiğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Aksoy, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul ve Hazine ve Maliye Bakanlığının süreçte attığı adımların kamuoyu tarafından bilinmesi gerektiğini vurguladı.
Yatırım fonlarında yaşanan gelişmelerin yalnızca kazanan ve kaybeden yatırımcılar üzerinden değerlendirilemeyeceğine dikkat çeken Aksoy, konunun finansal denetim sisteminin işleyişi ve kamu kurumlarının sorumlulukları açısından da incelenmesi gerektiğini ifade etti. Bazı yatırımcıların fon paylarının yükseldiği dönemlerde satış yaparak önemli kazançlar elde ettiğini, yüksek fiyatlardan alım yapan veya düşüş öncesinde satış gerçekleştiremeyen yatırımcıların ise zarara uğradığını belirtti.
Süreçte yaşanan fiyat hareketlerinin ve yatırımcı işlemlerinin aydınlatılması gerektiğini savunan Aksoy, yüksek kazançların hangi hisse senetlerinden kaynaklandığının, kazanç sağlayan yatırımcıların fonlardan hangi tarihlerde çıktığının ve fiyatların düşmesiyle zarar eden yatırımcıların durumunun araştırılması gerektiğini dile getirdi.
Sermaye Piyasası Kurulunun kamuoyuna yaptığı açıklamalara da değinen Aksoy, 2025 yılının son çeyreğinde bazı yatırım fonlarıyla bağlantılı olağan dışı fiyat hareketlerinin gözlemlendiğini ve 2026 yılı içerisinde çeşitli düzenlemelerin hayata geçirildiğini hatırlattı. Risklerin tespit edildiği dönemden 16 Eylül 2026 tarihine kadar geçen süreçte yetkili kurumların hangi somut adımları attığının açıklanmasını isteyen Aksoy, alınan önlemlerin zamanlamasının ve yatırımcıları korumadaki etkisinin sorgulanması gerektiğini belirtti.
Her yatırım zararının doğrudan bir denetim eksikliğine bağlanamayacağını ifade eden Aksoy, bunun kamu kurumlarının görevlerini nasıl yerine getirdiğinin sorgulanmasına engel olmadığını vurguladı. Denetim yetkilerinin yalnızca yasal düzenlemelerde yer almasının yeterli olmadığını belirten Aksoy, bu yetkilerin gerekli durumlarda zamanında ve etkili biçimde kullanılmasının önemine dikkat çekti.
Herhangi bir kişi veya kurumu peşinen suçlamayı amaçlamadıklarını belirten Aksoy, kamuoyuna duyurulan riskler karşısında alınan tedbirlerin ve bu tedbirlerin sonuçlarının şeffaf biçimde ortaya konulması gerektiğini ifade etti.
Aksoy, konunun yalnızca yatırımcıların elde ettiği kazançlar veya uğradığı zararlarla sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Çünkü mesele yalnızca kimin kazandığı, kimin kaybettiği değil; kazançlar oluşurken denetim mekanizmalarının ne yaptığıdır.” ifadelerini kullandı.
